
özlemişim...
doya doya gülüp sohbet etmeyi, şaka yapmayı, sokaklarda yürümeyi, acıkmayı, akşam yemeklerinden sonra iki bardak Seylan çayını...
bir haftadır bağırsaklarımda illet olan mikrop beni yatağa mahkum edip hayattan kopardı, şimdi kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. hala kaç günlük sakalımı kesmedim, arkadaşım beni ilk defa tıraşsız gördüğünü bile söyledi. öylesine sancılar çektim ki ve o kadar çok uyudum ki yatağa girmeye tahammülüm kalmamıştı.
yolları bile özlemişim, giderken fark ettim.
sanki uzun bir ayrılık olmuş gibi özlemle baktım topraklara, yeşilliklere. minibüse iki takım elbiseli bindi, gayet şık ve bakımlı. hastalıktan yeni çıkmış halimle kendimi en sıradan insan gibi hissettim, hoşuma gitti birden. Hassa' da indim, hava gülümsüyordu bana, her yerde kuş cıvıltıları. Hatay' ın en şirin, en sevdiğim ilçelerinden birisinde, sakin ve şirin merkez caddesi Hürriyet' ten çıktım yukarıya. solunda bir sokakta pazar kurulmuştu, girip şöyle bir göz attım. yenidünya, çilek, erik... salatalık kırk kuruş. üzüm bağlarıya meşhur bu ilçeden ailemle geçerken durup üzüm aldığımız gün geldi aklıma, tam da mevsimiydi. şimdi olsa götürürdüm anneme dedim.
Maraş' tan gelen otobüse atladım, güzelim üzüm bağlarını seyrettim; bir ara sağnak dokundu dallarına. iki tane turist bindi Kırıkhan' da. onların yanında hepimiz tam bir Anadolulu' yduk.
dün gece bol sağanaklar yıkadı Antakya' yı, şimşekler, gök gürültüleri. öylesine özlemiştim ki bu havayı.
yeniden doğmuş gibiyim şimdi, özemişim yaşamayı. en çok da yağmurları, sağnakları. sırf onun için bile, bu dünyada yaşamaya değer herhalde.