Perşembe, Şubat 04, 2010

sıkkın

bu kış, bahara erken ulaşsak... çabucak gelse çatsa. zaten pek kış olmadı, umudum var erkenden geleceğine. aralık ayında üç tane saksıya üç ayrı sümbül dikmiş ve balkona koymuştum. biri benim oldu, diğer ikisi de çok sevdiğim iki arkadaşımın. saksının üstüne isimlerimizin baş harfini yazdık karışmasın diye. geçenlerde bir tanesi çıkmıştı, ne çok sevindik görünce. 
şimdi Antep'teyim. İstanbul'da kar fırtınası olduğu zaman ben de uçakla Antakya'ya dönüyordum. üç gün kaldım, köye gidecekken ve orada beni beklerlerken ben apar topar Antep'e dönmek zorunda kaldım. içime çok oturdu gidememek. 
sonra buradaki karışık durumla başa çıkmak zorundaydım. ruh halim iyi değildi. ayrılmak istediğim bir görevimden beni ayırmak istemediler, çünkü başarıyla yürütüyordum işi. hani şu bütçe idaresi ve her hafta yapılan sıkıcı toplantılar. belki başarılıyım, yetenekliyim ama istemiyordum, hala da istemiyorum ama ikna ettiler.
proje iyi gidiyor gitmesine ama öte yandan ben kendi şahsıma ait çalışmalarım noktasında başarısız oldum ve bu beni sarstı. şimdi tamamen bu iki işe yoğunlaşacağım. 
sıkkın ve melankoliğim şu son on beş günden beri. güçlü bir insanım şükür, öyle salıverdiğim yok kendimi. her şey üst üste geldi, şu geçtiğimiz ocak ayı bana beklenmedik sürprizler getirdi. umarım her şey yoluna girecek. yol haritamı çizdim, harekete geçmek için bekliyorum.
ah bu kış erken bitse...  

2 yorum:

Aymen dedi ki...

hangi tür iş olduğunu hala kavramaya çalışıyorum:)

ivriz dedi ki...

mühendis:))
az çok bilirsiniz,mühendislik mesleği bir deryadır,onun insana kattığı disiplin,problem çözme,analitik düşünme,analiz etme vs gibi üstün özellikler sayesinde birden çok ayrı işle başa çıkabiliyorsunuz ve yönetebiliyorsunuz. ben de bu durumdayım işte. kafam çok kompleks çalışıyor,bunu önce fıtri yeteneğime sonra da mühendislik eğitiminden aldığım terbiyeye borçluyum.