neden insanların iyiliklerini düşünmekten ziyade yaptığı yanlışları hep ön plana çıkarır, karşımızdaki insanı hatasıyla yargılar, bütün iyiliklerini bir kalemde zihimizden sileriz? bugünlerde çok soruyorum bu soruyu kendime. bu hatayı sıklıkla yaptığımı fark ettim ve bunu aşmanın yollarını arıyorum hep içimde. halbuki hatasız insan olamaz, bu bizim doğamızda olan bir şey.insanları hatalarıyla da kabullenmek gerek, yoksa hem kendimize hem karşımızdakine zarar veririz. hata yapmışsa bir insan, onu acımasızca yargılamak hakkımız değil. belki birçok iyi yanını düşünüp affetmek, önemsememek gerek.
hep bunu düşünüyorum bugünlerde. en sevdiğim insanların küçücük hatalarını ne kadar da büyütüyormuşum meğer. ummadığım insanların küçücük hataları içimde nasıl da acımasız bir his oluşturuyor ki o hatadan başka hiçbir şeyi gözüm görmüyor. bunu aşmaya çalışıyor, o hissi bastırmaya çabalıyorum.
hep bunu düşünüyorum bugünlerde. en sevdiğim insanların küçücük hatalarını ne kadar da büyütüyormuşum meğer. ummadığım insanların küçücük hataları içimde nasıl da acımasız bir his oluşturuyor ki o hatadan başka hiçbir şeyi gözüm görmüyor. bunu aşmaya çalışıyor, o hissi bastırmaya çabalıyorum.
bugünlerde öğrendiğim en önemli şey bu olsa gerek.

İskenderun sahilindeki şehitler anıtı
şehir meydanlarından birindeki portakallı havuz
sahil boyu uzanan parktan görüntü
sahildeki anıtlardan bir tanesi, üzerinde asker kadın ve çocuk kabartmaları var.
yukarıdaki anıtın altında böyle yazıyor.
yine aynı anıttan Mustafa Kemal'in o günkü söylediği sözler.
aynı anıttan şiir dizeleri,fotoğrafı büyütürseniz daha rahat okursunuz.
burası da sahilde bir meydan ve güzel İskenderun manzarası.
Akdeniz ve kum.buna maviyi de katarsanız muhteşem üçlü ortaya çıkar. deniz hala sıcacıktı, yirmi sekiz derece.
gün batımı ve İskenderun körfezi.


