yorgun
biraz hizmet istiyorum ben de her insan gibi; ama hep ben hizmet ediyorum kendime.
hep şikayet ederdim yazlar daha kısa, kışlar daha uzun sürüyor diye ama şimdi böyle olmaması gerektiğini çok iyi anladım.
böyle güzel, duygulu ve anlamlı bir şarkı dururken niye iğrenç maskeli dillerini çıkara çıkara bir hal olan adamlar birinci oldu şaşırıyorum ama madem çoğunluk böyle istemiş, ne yapalım. aslında o maskeleri ve garip dil hareketleri olmasaydı belki de “oleey!” diye naralar atıp sevinecektim; çünkü şarkı bir rock şarkısı ve çok da güzel.
“duydun mu, yan sınıflardan birinde bir kız varmış, adı da Fizyon’ muş!” diye başlayan muhabbetin “ne-hadi be-gerçekten mi-aaa-ilginç!” diye devam ettiği lise yıllarından bir gündü, benim de çocuğum olsa ismini ne koyardım acaba diye düşünmeye başlamıştım. ne enteresan bir isimdi bu böyle, anlamı da ya atomun parçalanmasıydı, ya da atomların birleşmesi, zaten hep karıştırırdım. kızın babası elektronikçiymiş meğer, ismini fizyon koymuş. hemen araştırmaya başladım, acaba ne olabilirdi benim çocuğumun ismi? sonunda bulmuştum, kutikula olabilirdi mesela, hem çok garip bir isimdi bu. “kutikula gel evladım!”, “kutikula, yapma böyle çocuğum!” gibisinden cümlelerle çocuk büyütmek ne kadar güzel olurdu işte bunu da bilmiyordum ama iyice yatmıştı kafama, kutikula olacaktı çocuğumun adı.
bir Fenerbahçeli olarak Galatasaray’ın şampiyonluğunu kutlayacaktım, evet. kalabalığa karıştık, her şey yeni başlamıştı, kadınlı erkekli herkes coşkuyla bağırıyor, şehir turu atıyordu. ben de başladım bağırmaya, “re re re, ra ra ra gassaray gassaray cimbombom!” diye. kendimi tamamıyla kalabalığın coşkusuna kaptırmıştım ve arkadaşlarımdan daha da coşkuyla kutluyordum şampiyonluğu. hayır, gizli Galatasaraylı değildim elbette, ama tam bir Galatasaraylı gibi davranıyordum.
telefon defterimi temizliyorum bugünlerde.
dünyanın herhangi bir parçası olmadan diğer parçası yaşayamaz